Paylaş:
Bildirimler

Deadfall Adventures İnceleme  

  RSS
#Oguz
(@oguz)
Saygın Üye

Deadfall Adventures İnceleme

Macera oyunları tarihine girmeyeceğim; zaten hepimiz bu tarihin Indiana Jones ile başladığını ve yine Indiana Jones ile bittiğini biliyor. Zamanın Indiana Jones oyunları bizi bilgisayar başına az kilitlemedi. Annemden işittiğim azarlara aldırmadan oynamaya devam ettim her seferinde.

Peki ya daha sonra ne oldu? Indy öldü mü? Hayır, aslında olan şey yerine modern hazine avcılarının gelmesiydi. Lara Croft'u şimdilik bu çerçevenin dışarısında bırakalım ve bu konuda biraz Nathan Drake'e yüklenelim. 
Modern çağın hazine avcısı olarak karşımıza çıkmıştı Nathan Drake. Uncharted ile bir hayli ses getirdi ve ne yalan söyleyelim, bunu fazlasıyla hak etti. Fakat ne Lara Croft, ne de Nathan Drake Jones'un yerini alamadı, alamayacak da. 
Hatta bu konuda çok harika bir resim var; tüm bu karmaşıklığı özetleyen:

Peki ya bu hazine avcısı, maceraperest, her girdiği yerden sapa sağlam çıkan baş rol adamı temasını FPS ile karıştırdığınız da ne olur sizce? Harika şeyler olabilir. Neden olmasın ki? Alışılagelmiş bir temaya farklı bir bakış açısından bakmak demektir bu. 
Ama dikkat edelim, "Harika şeyler olabilir." dedim, oldu demedim...
Arkadaş, yine mi Naziler?
İkinci Dünya Savaşı zamanlarına geri götürüyorum şimdi sizleri. James Lee Quatermain adlı bir hazine avcısı görüyoruz. Para ile çalışan bir hazine avcısı olarak kendini tanıtan James, yine her hazine avcısında olduğu gibi eşsiz yeteneklere, serin tavırlara ve doğal bir karizmaya sahip. 
The Heart of Atlantis adlı antik bir parçayı bulmak içine James'i bulan Jennifer Goodwin ise, bu hikayemizde sürekli escort ettiğimiz (ya da bize escort eden) kadın kahramanımız. 

James'in politikası çok basit; "İçeri gireriz, parçayı alır ve çıkarız.". Fakat hepimizin de bildiği gibi bu tip maceralarda hiçbir zaman olay bu kadar kolay olmuyor. Bu sefer, yine ve yeniden bizleri Naziler karşılıyor. 
Biz bıktık, Naziler hazine kovalayıp elde edememekten bıkmadılar. 
Bu tip hazine avcısı temalarına küçüklükten beri aşina olan bir insanım. Aşina olmayı geçtim, buna aşk bile diyebilirim. Bu yüzden Uncharted serisinden sonra şöyle güzel, yenebilir, bol aksiyonlu ve heyecanlı bir macera oyunu bekliyordum. Deadfall Adventures karşıma çıkınca, dedim ki babacım ben bunu oynayacağım. 
Beklentilerimi çok mu yüksek tuttum nedir? Fragmandan her şey çok harika görünüyordu. 
+ Quatermain, iyi misin? 
- ...

Aslında macera ruhunu hoş bir şekilde yansıtan bir yapıya sahip, Deadfall Adventures. Fakat sorun şu ki, biraz aceleye gelmiş. Bunu macera tarzını seven herkes oyunu oynarken rahatlıkla anlayabilir. Oyun ilk başta güzel başlamış olmasına rağmen sonradan ne olduğunu bilmediğim ve anlam veremediğim bir atmosfer değişikliğine uğradı. Belki geçer dediğim bu his, oyunun sonuna kadar beni yalnız bırakmadı.

Özellikle grafik ve estetik olayını birbirine karıştırmış sanırım The Farm 51. Bana göre, böyle bir macera oyununda grafiklerin ön planda olmasını düşünüp, karakter detaylarını ve oyunun estetiğine "tamamen" bir kenara atmışlar. Bunu söylemek ne kadar üzücü olsa da, oyunun verdiği hissiyat ve o estetik ne yazık ki koskoca bir sıfır.

Alıntı
Gönderildi : 23 Ağustos 2016 05:41
#Oguz
(@oguz)
Saygın Üye

+++++

CevapAlıntı
Gönderildi : 10 Ekim 2018 12:56
Paylaş: