Paylaş:
Bildirimler
Tümünü Sil

Lightning Returns: Final Fantasy XIII İnceleme  

  RSS
#Oguz
(@oguz)
Saygın Üye

Lightning Returns: Final Fantasy XIII İnceleme

Seri yapmak zor iştir. Özellikle de film ve kitaplarda. Tabii çok sevildiği için devamı getirilen yapımları saymıyorum. Örnek olarak The Lord of the Rings’i ele alalım. Seriye bir bütün gibi yaklaşan nadir yapımlardan biri. Oyun dünyasındaysa işler biraz daha farklı. Metal Gear Solid gibi her oyunu birbiriyle derinden bağlantılı seriler varken, Final Fantasy gibi her oyunu birbirinden ayrı bir konu ve evreni işleyen seriler de bulunuyor. Bugünkü konumuz da köklü Final Fantasy serisinin içindeki 13. serinin (seri içinde seri, sanki sericeptio… Tamam sustum) son oyunu.

Yine Dünyanın Sonu
Final Fantasy XIII serisi aslında hayranlarını ikiye bölmüş bir yapım. Bazıları oyundan nefret etti, bazılarysa oldukça beğendi. Bense ikisi arasında bir yerdeyim. Final Fantasy serisinin hayranı olmasam da birçok oyununu oynadım, ancak bir türlü kanım XIII’e ısınamadı. Bunun en büyük sebebiyse hikaye. Square Enix son Final Fantasy serisinde biraz farklı bir hikaye anlatımı tercih etmişti. Bu yüzden de oyun bir türlü beni içine çekemedi. Lightning Returns: Final Fantasy XIII ise biraz daha basit bir hikaye anlatımını benimsiyor. Aslında bu, Lightning Returns serinin tamamlayıcısı olduğundan dolayı biraz enteresan bir hamle. Fakat bu konuda benim edecek bir itirazım yok.
Asıl sorun hikayenin basit olmasında. Lightning Returns, FF XIII-2’nin 500 yıl sonrasında geçiyor. Lightning uyanmış ve dünyanın kurtarıcısı olarak Tanrı tarafından göreve atanmış durumda. Bu göreviyse gönüllü olarak yapmıyor. Lightning’in kaybettiği kardeşi Serah’ı geri getirme konusunda Tanrı ile bir anlaşması var. Eğer yeterli sayıda insanın ruhunu kurtarmayı başarırsa dünyanın sonunu Tanrı’nın gelişine kadar erteleyecek. Oyunumuz da bu noktadan itibaren başlıyor.

Basitliğin kendini gösterdiği yerse oyunun ilerleyen kısımları. Lightning Returns: Final Fantasy XIII’te gitmemiz gereken dört şehir ve beş ayrı kaos kaynağı var. Ana görevler de bu karanlığı yok etmekten ibaret. Karanlığın kaynağını ve oraya nasıl gideceğinizi buluyor, ardından da son boss ile dövüşüyorsunuz. Son boss’lar da hikayeyi ilerletmiyor. Eski tanıdıklarınızla kapıştığınızdan dolayı 500 yıl sonra ne hale geldiklerini görüyor ve onları kurtarmak için çabalıyorsunuz. Karakterler arasındaki diyaloglar asıl hikayeyi etkilemediği için ortaya bir tezatlık çıkmış. En azından boss’lar XIII ve XIII-2’deki karakterlerden oluştuğu için oyun kendisini bir nebze kurtarmayı başarıyor.
Daha Hızlı Dövüşler
Final Fantasy XIII-2 bir önceki oyunun dövüş sistemini korumuştu. Lightning Returns: Final Fantasy XIII ise bazı köklü değişikliklere gitmiş. Eskiden ATB barının en azından belli bir yere kadar dolmasını beklerdik. Şimdi ise bu bekleme süresi çok düşük seviyelere indirilmiş durumda. ATB barınız bir sürü ufak çizgiden oluşuyor. Kullandığınız yeteneğe göre kaç çizgi azalacağı belirleniyor. Üç adet de ayrı dövüş kategoriniz ve ATB barınız var. Bu kategoriler arasında tek tuşla geçiş yapabileceğiniz için elbet bir ATB barınız dolmuş oluyor. Yani dövüş sırasında neredeyse beklemek diye bir şey yok.

Alıntı
Gönderildi : 23 Ağustos 2016 05:42
#Oguz
(@oguz)
Saygın Üye

+++++

CevapAlıntı
Gönderildi : 10 Ekim 2018 12:56
Paylaş: